16 Şubat 2015 Pazartesi
8 Şubat 2015 Pazar
tak dedi canıma
kimi zaman sevdadan,kimi de efkardan:)
hızlı hızlı çarptığı olmuştur kalplerimizin:)neyse ki geçicidir.
hatta kalbin hızlı hızlı atması vücudumuzun toksin atıp
enerji harcaması için çaba harcar,sporda yaparız.
bundan da keyif alırız.
ancak uyurken kalp çarpıntısıyla gözünü açmak!
kimsenin hayali olamaz eminim.
bi süredir canımın canı kayınvalidemle beraber
kalbimiz 160-170-180 attı,günlerce gecelerce!
ağızdan alınan nabız düşürücü ilaçlar etkilemedi de,30 yıla yakındır zaman zaman rahatsızlık veren,uzun uzun da kalmadan giden çarpıntı gitmez bitmez oldu :(((
günde 1,zamanla 2,zamanla 3 kere acil servis'e taşınıp damardan ilaçlar yapıldı.
gece yada gündüz uyku falan kalmadı!
çakır'da nöbette kaldı,
merakla ve gözünden okunan endişeyle!
kardiyoloji doktorumuz ablasyon denilen bir işlem önerdi ve aynı hastanede çalışan doç.dr.tayfun açıl son derece
başarılı bir çalışma ile bizi yılların çarpıntısından kurtardı!
doktorumuzun da dediği gibi kısa devre yapmış ileti sisteminden dolayı kalp hızlı hızlı çarptı.
kelebek gibi pırpır etti desem yalan değil hani!
merak edenler ablasyon tedavisi'ni izleyebilirsiniz
veya ablasyon tedavisi'ni okuyabilirsiniz.
her girişim gibi riskleri var,
ama bizim gibi gözünüzde çok da büyütmeyin:)
günlerin yorgunluğunu da üzerimizden attık mı,tamamdır:)))
bu haftasonu saros'umuza bile gittik,
çakır efendinin arkasında duran,
geçen yıl gittiğimiz çiçek fuarında hediye edilen,
kayınpederimin özenli bakımıyla adam olan iki çam,
ve de bloger arkadaşım sertaç sayesinde teee afyon'dan istanbul'a gelen kraliçenin kirazı'nın fidelerini
bahçemize diktik:)))
14 aralık'dan bu yana ilk defa evime kavuşabilme telaşımdan fotoğraf makinamı bile almayı unutmuşum:))
bir daha ki sefere sizlere saros'lu fotoğraflarla beraber:) anlatacak bişeylerim olur umarım:)
en büyük ödül sağlık:))
sağlıklı bir hafta diliyorum,
cümlemize:)
:)
çok sevgiler
28 Ocak 2015 Çarşamba
geçmiş olsun
bu güzellikleri soğanken,
doğumgünüpastam yapmıştım:)
geliştiler uyandılar,serpilip güzelleştiler:)
mutfağa girince miss gibi sümbül kokuyor,
ayrılmak istemiyorum:)
laleler ayrı sürpriz,nergis ise varlığını belli etti:)
çiçeklerin dili:
sevgiliye aşkı,
anneye sevgiyi,
arkadaşa sevinci,
hastaya iyilik dileğini,
herkese de güzelliği hissettirir:)
öyle değilmi?
son zamanlar,hatta yıllar;
gittikçe dikleşen bir yokuş olmaya başladı:(
her defasında sanırım bu son diyerek
umudumu hiç kaybetmesemde:(
Allah bu günümüzü aratmasın.amin.
etrafımızda varmış gibi olan insanların,
ihtiyaç halinde aniden kaybolmasıyla
onları Allah'a havale edip,
şartlar iş hayatından tamamen uzaklaşıp
anneciğime daha çok zaman ayırmamı gerektirmişti,
blog okumak,paylaşmak ve yazmak başlangıçta
evde olma zorunluluğumu renklendirmek içindi,
artık hayatımın bir parçası oldu:)
hatta nefes alıp rahatlama,öğrenme,
dostlarla buluşma noktası:)
yani burayı çok seviyorum:)
kayınvalidemin yıllardır varolan,
ancak cumartesi sabahından bu yana yakamızı hiçbırakmayan çarpıntı illeti,
gecemizde gündüzümüzde bizi bırakmıyor:(
uykusuz ve bitkiniz:(
ve çok yorgun!
bu sorunu atlatacağız en kısa zamanda.
çiçekler bize güç versin ve içimizi açsın diye paylaşmak
ve bir merhaba demek istedim:)
anlattığım durumumuzdan dolayı:(
fırsat buldukça okuyorum
ancak yorum yazamıyorum kusura bakmayın:(
her daim sağlıklı,umutlu,
güçlü ve gülen bir haftaortası diliyorum,
hepimize
çok sevgiler
:)
25 Ocak 2015 Pazar
sarıp sarmala lütfen!
sevgili sarsan demiş,
akşama sofrada olsun demiş,itirazı olan?
itiraz etmeye gücü olan?
:)
ancak yaprakların hikayesini anlatmadan geçemeyeceğim;
saros'da,köy komşumuz:)istedik diye tohumdan fide yaptı,
mor lahana,beyaz lahana,karnabahar:)
bahçemize de ekiverdi:)
oh!biz mutlu mesut:)
aylar geçti,bahçemizde yapraklar çıkmaya başladı,
eşimde bende daha önce bu deneyime sahip olmadığımızdan,
ve de biraz da dalgınlığımızdan olsa gerek,
çıkan yaprakların karalahana olduğuna karar verdik:))
ve dış yapraklardan toplayıp istanbul'a getirdik,
kayınvalidem birazı ile çorba,birazı ile dolma yaptı,
karalahana niyetine yedik:)
aslında itiraf ediyorum emindik!
daha sonraki gidişimizde ben yine topladım yapraklardan,
ama sormadan da edemedim;
coşkun,neden bu kadar damarlı bu lahana yaprakları?
cinsi pek de iyi değilmiş!
seneye bunlardan ekmeyelim!
topladığım yapraklar yıkandı ayıklandı,
derindondurucuya konuldu,ilk fırsatta dolma olsun diye:)
işte bunlar onlar!
karalahana sanılıp toplanan,
bi kısmı karnabahar,bi kısmı beyaz lahana olan:)
sebzeler şeklini belli edince çok güldük halimize:)
işte akşam yemeğinin lezzeti burada saklı:))
klasik malzemeyi sayalım bakalım;
1 demet dereotu,
1 demet maydanoz,
1 domates küp doğranmış;
(en iyi zamanında yıkayıp streçe sarıp derindondurucuya sakladımdı)
domates salçası,biber salçası
soğan ve sarımsak incecik kıyılmış
karabiber ve tuz
ve de nane bol miktarda!
eşit miktarda kırık pirinç ve bulgur:)
1'er türkkahvesi fincanı mesela!
hepsini bi güzel karıştıralım,azıcık sıvı yağ ve de arzu edilen miktarda kıyma ilave edelim karışıma:) yoğuralım:)
püf; annemden öğrendiğim:)
dolma tenceresine yaprakların saplarından zemin yapacaksın,
ki dolmalar dibe yapışıp kalmasın!
işte sarma tekniği,söze gerek varmı?
ailemizin şimdiki şartları böyle gerektirdi:)
kayınvalideciğime tuzsuz,
kalanı tuz ilaveli sarma!
babacığıma da kısmet oldu,
belki kardeşimin içi gider okursa:(
çok lezzetli oldu,bahçemizin ürünü olmasından mıdır,nedir?
pişirme tarifi için;buraya tıkla lütfen :))
mis gibi kokan sümbülüm,
güzelliğini işaretleyen lalelerim eşliğinde sunulur:))
mutluhaftalar
ve çok sevgiler
:)
üzgünüm ziyaretlerimi aksattım,ancak vakitsizim:(
henüz bazı sorunları çözemedim:(
çok sevgiler
:)
22 Ocak 2015 Perşembe
şekerim nerdesin?
aşağı yukarı 1,5 aydır sıkıntılı zamanlar geçiriyoruz,
önce kayınvalidemin güzel evinde beklenmedik
ve oldukça uzun süren bir tadilat dönemi,
hani bir kabul gününde fotoğraflarını çektiğim salonu var ya,
bir gece tavanı düştü!,
ardından stres ve yorgunluk sonucu
çok şiddetli bel fıtığı şikayetleri:((
neyseki toparlanmaya başladık:)
kullanmak zorunda kaldığı ilaçlardan dolayı
tuzsuz ve şekersiz diyet!
tamda aradığım gibi bir tarif buldumm:))
babamda bende ya:) oh ikisi içinde 10 numara:)
tuzsuz olarak hazırlansada çok güzel olan,
yarısı bize yarısı kayınvalideme giden:)
ayvalı portakallı kereviz(tıkla lütfen)
kadraja girmeden duramadı:)
4 tane elma!
kabukları soyulmuş,çekirdekleri çıkarılmış,ikiye bölünmüş,
6 tane portakalın sıkılmış suyunda :)
suyunu çekene yada yumuşayana kadar pişti:))
arada maşa yardımı ile ters düz yaptım elmaları:)
orijinal tarifinde nar taneleri ile süslenmişlerdi,
ben sabahın körükuşu olduğumdan:)
ve o dakika elimin altında ceviz olduğundan,
kıyıverdim iri iri cevizleri:)
ve çok yakıştı bence:))
daha da albenili isteyenlere:))
yanına kaymak da olur,sade dondurma da:))
tatlı bir haftasonu diliyorum:)
çok sevgiler
:)
17 Ocak 2015 Cumartesi
ne yaptın sen nilgün?
başlangıcı yok!
fotoğraflamak fırına koyunca aklıma geldi:(
aldım yanına sümbül,lale,nergis adaylarını,
daha da bi güzelleşti:))
babam geldi mi,kek pişer bizim evde:))
buzdolabında bi sürü limon olunca,
dışarı çıkmaya da takat kalmayınca!
limonlu keke karar vermek pek de zor olmadı:)
bloger arkadaşım nilgün ilgün öyle bir tarif vermiş ki,
n'aptın sen nilgün dedim valla!
kolları sıvadım,yaptım:))
babam,kayınpederim,kayınvalidem
ve ben bayıldık:))
tarifi burada;lezzetliatolye.blogspot.com.tr
hemen çay demlendi :))
ben bu keki tekrar,tekrar yaparım,
ama bir farkla eğer nilgün'de onaylarsa:))
üzerine sürdüğümüz sosu yumurtasız yapmak istiyorum:)
yumurta kokusunu bu kadar yakından almak
beni azıcık zorladı:((
iki güzellik birarada:)
kekin albenisi:))
sümbülün azıcık çıkmış beyazı:))
:)
mutlu pazarlar
ve
çok sevgiler
:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















